Alevi Dedesine Arapça Kur’an Tepkisi: Kutsalın Ritmine Körlük

Kur’an’sız bir Alevilik savunusu, Aleviliği kendi köklerinden koparıp Batılı oryantalistlerin ve seküler ideolojik bakışların hizmetine sunmak anlamına gelir

Alevi Dedesine Arapça Kur’an Tepkisi: Kutsalın Ritmine Körlük

Alevi Dedesine Arapça Kur’an Tepkisi: Kutsalın Ritmine Körlük

Bir cemevinde Arapça Kur’an okuyan Alevi dedesi, haksız ithamların hedefi oldu. Tepkiler, yalnızca bir dile değil; kutsalın ruhuna ve kadim geleneğe yöneldi.

Bir cemevinde Arapça Kur’an okuyan Alevi dedesi, sosyal medyada ve bazı çevrelerde çirkin ithamların hedefi oldu. Oysa tartışmanın odağında kelimeler değil, kutsal metinlerin kendi dilinin taşıdığı ruh vardı. Eleştirilerin en dikkat çekici yanı ise, yıllardır “Kur’an ölülere değil dirilere okunmalı” diyen kesimlerden gelmesiydi. Bu durum, dilin ve ritmin önemini kavrayamadan kutsalın özüne saldırıldığını gösteriyordu. Kur’an’sız bir Alevilik savunusu, Aleviliği kendi köklerinden koparıp Batılı oryantalistlerin ve seküler ideolojik bakışların hizmetine sunmak anlamına gelir. Çünkü Aleviliği İslam’dan ayırmaya çalışanlar, onu folklorik bir gelenek, mistik bir kült ya da sadece kültürel bir unsur olarak tanımlamak ister. Oysa Alevilik, Hak-Muhammed-Ali sevgisiyle, Kur’an ayetlerini ve Ehlibeyt’in yolunu kendisine rehber edinmiş bir yaşam anlayışıdır. Kur’an, Fatiha Suresi’nde “İyiliğe ve doğru yola ilet” derken Arapça’nın kadim ritmi ve kelime seçimiyle mesajını güçlendirir. Tevrat’ın İbranice ifadesi, İncil’in Yunanca orijinali ve Zebur’un şiirsel dili de benzer biçimde kendi dilsel bağlamı dışında hem edebi hem de metafizik derinliğini kaybeder. Bu örnekler, kutsal metinlerin yalnızca içerikle değil, dil aracılığıyla da deneyimlendiğini açıkça ortaya koyar. Dolayısıyla Arapça Kur’an okuyan bir dedeye yönelen saldırılar, yalnızca bir kişiye değil, kutsal metinlerin kendisine ve onları anlamaya yönelik kültürel birikime yapılmış bir saldırıdır. Dilin inceliğini görmezden gelmek önyargıyı meşrulaştırırken, kutsalı kavrayamamak toplumsal körlüğün bir göstergesi haline gelir. Önyargılarımız anlamdan hızlıdır; dilin inceliğini yok saymak yalnızca metni değil, insanı da eksiltir. Kur’an’ı anlamak onu hissetmeyi gerektirirken, sadece kelimeleri okumak kağıdı besler.

Bu nedenle Arapça Kur’an okuyan dedeye yöneltilen tepkiler, kültürel bir körlük ve toplumsal bir gaflet olarak kayıtlara geçti. Çünkü söz, kelimelerden ibaret değildir; ritmini, tınısını ve ruhunu hissetmeden kutsalı tartışmak, boş bir yankıdan öteye geçmez. Bugün, Arapça Kur’an okuyarak inancını yaşayan Alevi dedesine sahip çıkmak; sadece bir şahsı değil, Aleviliğin İslam’la bağını, kutsalın kadim ritmini ve toplumsal hafızayı savunmak anlamına gelmektedir.

Yazar :Hazal Yağmur Keskin

Yazı İşleri Sorumlusu :Nida Pala

Bu yazının bütünü yazarına aittir. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya herhangi bir mecrada yayınlanamaz. 

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmedim Beğenmedim 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Kızgın Kızgın 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0