Görünmeyen Haber Sessizlik
Sessizliğin yokluk değil, içsel haberlerin en güçlü kaynağı olduğunu anlatan; dinginlik, farkındalık ve derinleşmeye çağıran bir deneme.
Sessizlik çoğu kişiye yokluk gibi görünür; oysa iyi işlenmiş bir sessizlik, verimli bir tarladır. Sözlerin çekildiği yerde anlam derine iner; duygular kabarmayı bırakır; düşünce ağır ağır berraklaşır. Kalabalık çağın en kıt kaynağı sükûnettir. Bu yüzden sessizlik, lüks değil, ihtiyaçtır; kaçış değil, köklenmedir.
Bir dakikalık sessizlik bile görünmeyeni gösterir. İlk on saniye sabırsızlık uğuldar; “boşuna” der. Sonraki on saniye iç konuşmalar cır cır başlar; yapılacaklar listesi, hatırlanmamış mesajlar… Üçüncü on saniyede nefesin ritmi duyulur; kaburgalar iner kalkar; omuzlar gevşemeye başlar. Dakika bittiğinde yüzün çizgileri yumuşamıştır; dünya değişmemiştir ama görüş alanı değişmiştir.
Sessizliğin dört hâli vardır. Birincisi dinleme sessizliği: karşımızdakinin sözünü kesmemek değil sadece; onun yükünü, sevincini, korkusunu içimizde bir süre misafir etmektir. İkincisi çalışma sessizliği: odaklanmanın müziği; işini ciddiye alanların ortak alanı. Üçüncüsü yas sessizliği: kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde saygıyla geri çekilmektir. Dördüncüsü ibadet sessizliği: insanın kendi aczini ve ihtiyaçlarını bir üst makama arz ettiği, kibrin ufalandığı hâl.
Gürültü, çoğu zaman hakikati değil, dağınıklığı büyütür. Sessizlik ise seçiciliği öğretir. Neyi söylemeli, neyi bırakmalı? Hangi cümle bir yarayı kanatır, hangisi sarar? Sessizlikte şekillenen cümle, dışarıda daha az kırar. Bu, diplomasi değil; merhametin zekâsıdır. Sözün israfını azaltır, etkisini artırır.
Bir uygulama: “Nadas Zamanı.” Gün içinde üç küçük aralık: sabah, öğle, akşam. Üç dakika boyunca telefon uzağa; bedenin ağırlığı sandalyeye bırakılır; nefes sayılır; zihne gelenler yargılanmadan görülür, sonra geçip gitmelerine izin verilir. Her aralığın sonunda tek cümlelik bir not yazılır: “Şu anda en önemli olan ne?” Bir hafta böyle sürdürüldüğünde, fark edilir: gürültü hâlâ orada, ama içte yeni bir ses düzeni kurulmuştur.
Elbette sessizlik kaçışa dönüşürse, hayatın gereklerinden firar eder. Sessizlik, sorumlulukla el sıkıştığında kıymetlidir. Sırf konuşmamak cesaret sayılmaz; gerektiğinde konuşmak da erdemdir. Sanat, ikisi arasındaki ahengi bulur: susulacak yerde susmak, konuşulacak yerde konuşmak. Bu da bir eğitimdir; insan ömür boyu talebesi kalır.
Bugünün küçük manşeti şöyle atılabilir: “Üç dakika sessizlik, on kelimeyi kurtardı.” Sessizlikten yükselen haber, süslü değildir; ama kalıcıdır. İçeride yankılanır, dışarıda karşılık bulur. Ve belki, başka bir insanın sessizliğine de yer açar. Çünkü görünmeyen haber, paylaşıldıkça güçlenir; tıpkı ışığın karanlıkta çoğalması gibi.
Yazar Ramazan TURHAN
Yazı İşleri Sorumlusu :Nida PALA
Bu yazının bütünü yazarına aittir. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltıılmaz veya herhangi bir mecrada yayınlanamaz
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğen
5
Beğenmedim
0
Aşk
0
Komik
0
Kızgın
0
Üzgün
0
Vay
0
