AHLÂKÎ İFLASIN TURNUSOL KAĞIDI: KUDÜS
Bugün zulmün simgesi olan Kudüs, yarının adalet pusulası olacaktır.
Ahlaki İflasın Turnusol Kağıdı: Kudüs
Yeni Ahit’in evrensel mesajı olan “Komşunu kendin gibi sev” ilkesi, Kudüs’te görmezden gelinmekte; baskının gölgesinde yaşamlar parçalanarak istatistiklere indirgenmektedir. Tanrı tarafından seçilmişlik iddiası, bizzat o inancın özüne aykırı bir hale gelmiş; kutsal olan her şey, bu inanç adına zedelenmektedir.
Kurumsallaşmış tahakküm düzeni, seçilmişlik mitini ideolojik bir araç haline getirerek; bu düzene karşı çıkan direniş figürlerini bastırmak için kullanmaktadır. Bu bağlamda, belirli politik yaklaşımlar etik değerlerle çelişen bir form almıştır.
Diplomasi ile baskı iç içe geçmiş; kimi zaman hakikatin üzeri, sözde barış girişimleriyle örtülmektedir. Foucault’nun da ifade ettiği gibi, artık güç, hakikatin sınırlarını belirlemektedir. Sivil direniş, tehdit; toplumsal mağduriyetler ise güvenlik gerekçesiyle meşrulaştırılmaktadır.
Her suskunluk, bu gidişatın bir parçası haline gelmektedir. Göz yumuldukça, adaletsizlik büyümektedir. 12 kilometre yürüyerek yemeğini almaya gelen çıplak ayaklı bir çocuğun gülümsemesine dahi tahammül edemeyen anlayış, insanlık dışı uygulamaların simgesi haline gelmiştir. Bugün bedenlerden çok, zihinler kuşatma altındadır.
Bu karanlıktan çıkış yolu, o çocukların gözlerindeki umut kıvılcımını görebilmekten geçmektedir. Hukukun askıya alındığı istisna hali, Filistin’in süregiden bir yazgısı haline getirilmiş; Birleşmiş Milletler’in etkisiz kalan karar mekanizmaları, uluslararası vicdanı sorgulatır hale gelmiştir.
Filistin, sıradanlaşmış bir adaletsizliğe terk edilmiş; dünya ise bu duruma seyirci kalmakla kalmayıp, ona alışır hale getirilmiştir. Bu katı yaklaşım, suskunluğumuzdan beslenmektedir. Bir çocuğun attığı taş ile ona karşı yöneltilen tankı aynı kefeye koyan bir hukuk anlayışı, adaletin üzerini örtmektedir. Bu anlayış, giderek bir hak ihlalleri laboratuvarına dönüşmektedir.
Filistinliler, “denetlenebilir öteki” konumuna indirgenmiş, kimlikleri güvenlik tehdidi olarak gösterilmiştir. Kutsallık, ahlak, evrensel değerler ve uluslararası normlar; yalnızca retorik düzeyinde kalmış ve etkisizleşmiştir. Ancak tarih göstermiştir ki hiçbir adaletsizlik sonsuza dek sürmez.Zamanında zalim görülenler sustu, devrildi, unutuldu.
Bugün simgesel olarak baskı ile anılan Kudüs, yarının adalet pusulası olacaktır. Amerikalı öykücü O. Henry’nin “Domuz Hırsızı Adam’a Acır mı?” adlı hikâyesinde olduğu gibi; çıkar temelli birlikteliklerin sonunda dürüstlük galip gelir. Bugün, İnsan Hakları savunuculuğu iddiasında bulunan her ülke, adalet karşısında gerçek yüzünü göstermek zorunda kalacaktır.
KAYNAKÇA
Foucault, M. (1980). Power/Knowledge. Pantheon Books.
Holy Bible. (2001). New International Version. Zondervan.
Henry, O. (1906). The Gentle Grafter. McClure, Phillips & Co.
Said, E. W. (1979). The Question of Palestine. Vintage Books.
Yazar: Hazal Yağmur KESKİN
Genel İçerik Editörü: Dilek GÜLŞAN DUMAN
Genel Yayın Koordinatörü: İsmet Serhat KAHYA
Bu yazının tamamı yazarına aittir. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya herhangi bir mecrada yayımlanamaz.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğen
1
Beğenmedim
0
Aşk
0
Komik
0
Kızgın
0
Üzgün
0
Vay
1
